UFUK ÇİZGİLERİ, GELECEĞİN MÜZE TEKNOLOJİLERİ SERİSİ: VİVARYUM ARŞİVLERİ

Burak BOYRAZ

Vivaryum terimi; sürüngenler, kemirgenler, balıklar ve böcekler gibi canlıların kendi doğalarına uygun ortamlarda barındırıldığı ve ziyaretçilerin onları bu ortamlar üzerinden gözlemleyebildiği bilim odaklı mekanlara işaret etmektedir.

Bugün dünyanın pek çok ülkesinde vivaryum bulunmaktadır. Bu vivaryumlar özel veya vakıf sermayeleri tarafından desteklenen bağımsız kurumlar olabilmektedir. Aynı zamanda müzelerin alt birimleri olarak konumlandırılan ve ziyaretçilerin müze gezisi sırasında karşılaşabileceği yan alanlar olarak da kurgulanabilmektedir.

Vivaryumlar bitki floralarının sürdürülebilirliği açısından meşakkatli ortamlardır. Barındırılan canlıların ısı ve beslenme dengeleri değişiklik gösterebilmektedir. Ayrıca hayvanların üreme vakitleri veya kış uykusu gibi periyodik dönemleri süreklilikle göz önünde bulundurulmalıdır. Dahası bu ortamlarda güvenlik hat safhada olmalıdır. Zira ziyaretçiye gözlemlerde bulunması için takdim edilen canlı baskı (stres) hissettiği zaman beklenmedik davranışlar sergileyen bir yırtıcı olabilmektedir.

Bugün sergileme konusunda atılan en önemli adımlardan biri artırılmış gerçeklik uygulamalarıdır. Bu tür uygulamalar mevcut halleri ile giyilebilir ekipmanlar eşliğinde tatbik edilmektedir. Bunların kullanımı esnasında ziyaretçinin vizör perspektifinde yer alan gerçek görüntülerin üzerine önceden hazırlanan sanal modeller bindirilmektedir. Ziyaretçi hareketleri eşliğinde bu modelleri farklı açılardan inceleyebilmekte, farklı mesafelerden gözlemlerde bulunabilmektedir.

Arttırılmış gerçekliği merkeze alan güncel araştırmalarda vizöre yansıtılan modellerin daha yüksek çözünürlüklü ve daha gerçekçi görünmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu sayede kullanıcıların daha net ve daha isabetli gözlemlerde bulunabilmesi hedeflenmektedir.

Artırılmış gerçeklik teknolojisinin doku ve görüntü kalitesi adına ön görülen hedeflere ulaşması yani gerçeğe en yakın hizmeti verebilmesi vivaryumların geleceğini etkileme potansiyeline sahiptir. Zira konu canlılar olunca dijital ortamlar gerçek ortamlara kıyasla daha az risk barındırmaktadır.

Örneğin Almanya’da, Landesmuseum Hannover’de yer alan vivaryumda deniz ve kara canlıları adına son derece derin bir çeşitlilik mevcuttur. Ancak bu çeşitlilik beraberinde bir takım sorumluluklar da getirmektedir.

Üstteki paragraflarda canlıların ısı dengesinden bahsetmiştik. Landesmuseum Hannover’de yer alan vivaryumda bu denge gözetilmiş, genel iklimlendirmeden mikro iklimlendirmelere kadar çok yönlü hareket edilmiştir. Fakat bu durum beraberinde periyodik kontrolleri de getirmiş ve mekânsal giderleri (harcamaları) arttırmıştır. (Çünkü beklenmedik ve uzun süreli ısı değişimleri ister genel ölçekte olsun ister mikro ölçekte olsun pek çok canlının zarar görmesine yol açabilmektedir).

Bir başka risk ise ziyaretçilerin sıra dışı davranışlar sergilemesi halinde canlıların zarar görmesidir. Vivaryumlarda tüm canlılar cam duvarların arkasında değildir. Kimileri ile ziyaretçiler arasında yalnızca bir tel örgü, çit veya kısa bir bariyer mevcuttur. Bu engeller bazen bir hendek bazen de bir su birikintisi ile de desteklenebilmektedir. Ancak nadiren de olsa ziyaretçiler içinde bulundukları ortamın bünyelerinde yarattığı heyecan ile duygu dalgalanmaları yaşayabilmekte, canlılar ile temas kurmaya çalışabilmekte veya onları besleme girişiminde bulunabilmektedir.

Geleceğin artırılmış gerçeklik teknolojileri bu gibi olumsuzluklara mahal vermeden gözlemlerde bulunmaya olanak tanıyabilir. Örnekle Amazon ormanlarına özgü, gösterişli ve bir o kadar da zehirli bir kurbağayı yakın plandan ve farklı açılardan inceleyerek anatomisi ve hareket kabiliyetleri hakkında bilgi edinmek düşünüldüğü kadar kolay olmayabilir. Türevi bir inceleme hem ziyaretçiyi hem de yaşam alanına müdahale edilmesini istemeyen canlıyı zor durumlara sokabilir.

Arttırılmış gerçeklik teknolojileri gösterecekleri ilerleme ve kazanacakları yeni ergonomik özellikler sayesinde gelecekte bu tip incelemeler konusunda öne çıkabilir. Böyle bir incelemede kurbağanın doku anlamında detaylı ve anatomik yönden aslına uygun bir dijital modeli aynı işlevi görebilir.

Ziyaretçi veya canlı için herhangi bir risk barındırmayan bu tür girişimlerin teknoloji tüketimi üst seviyelere ulaşacak olan toplumlarda kabul görüp, yaygınlaşması olasıdır. Bu olduğu vakit müze gibi kurumların meşakkatli ve masraflı vivaryumlar yerine hem mekandan hem de sorumluluktan tasarruf edebilecekleri artırılmış gerçekliğe daha fazla yatırım yapması muhtemeldir. Tabi bu yönde bir değişimin sonuçları da olacaktır.

Bugün müzelerin temel işlevlerinden biri belgelemedir. Daha çok arşivleme çalışmalarına işaret eden bu işlev mevcut koleksiyonların tasnif edilip kayıt altına alınması işidir. Müzeler vivaryumları geri planda bırakıp artırılmış gerçekliğe yöneldiği takdirde ziyaretçiler için farklı türde bir dijital arşiv oluşturmak gerekecektir.

Açarsak, bahsini geçirdiğimiz Amazon kurbağalarının değişik cinsleri mevcuttur. Bu durum diğer sürüngenler, balıklar, böcekler, kuşlar ve memeliler için de geçerlidir. Müzeler artırılmış gerçekliği benimsediği ve bunu canlı çeşitliliği ile öne çıkan vivaryumlar yerine kullanmaya karar verdikleri takdirde ilgili canlıların dijital modellerini barındıran tasniflenmiş sanal ortam arşivlerine ihtiyaç duyacaklardır. Ziyaretçiler bu arşivlere özgü ara yüzler üzerinden merak ettikleri canlıları seçebilecek, o canlıları vizörüne yansıtabilecek hatta araştırmalarında sıfır risk ile birden fazla canlıyı aynı düzlemde kıyaslayabilecektir.[1]

Geleceğin müzelerinde canlıların dijital modellerinin yer aldığı, bunların kategorize edilip açık erişimli biçimde sunulduğu artırılmış gerçeklik destekli arşivlerin (ve belki de kütüphanelerin) bulunması muhtemeldir. Hatta dijital depolamanın ve veri indirmenin bugüne kıyasla daha kolay ve daha hızlı hale geleceği düşünüldüğünde bu arşivlerden yararlanmak için müzelere gitmeye de gerek kalmayacaktır. O vakitlerde ziyaretçiler COVID-19 pandemisi döneminde (2020) olduğu gibi arşivlere uzaktan erişim ile girebilir ve kendi ev ortamlarında, kendi ekipmanları ile Amazon kurbağaları hakkındaki incelemeler yapabilirler. Veya eğitim kurumları müzeler ile iş birliği yaparak öğrencileri adına uzaktan erişim ile bu arşivlerden yararlanabilirler …

21 HAZİRAN 2020

İSTANBUL