Blog

Eleştiri Üzerine

Eleştiri Üzerine
Dr. Tuncay Gezgin
Sanat Yazarı-Akademisyen

Sanatsal kültürün önemli bir parçasıdır eleştiri. Sanatın sanatçıyla, satıcıyla, toplumla
iletişiminin sağlanmasında, bütün bu sistemin düzenli bir şekilde işlemesinde görev
onundur. Bu süreci yönetecek olan eleştirmendir elbet. Eleştirmen bir sanatçı yahut
sanatçı grubu, sergi için kendi yorumlarına ihtiyaç duyulan kişidir. Sanat eserlerinin
değerlendirilmesinde, sanatçının sunumu, desteklenmesi yahut eleştirisi için vazgeçilmez
bir bağdır o. Eleştirmen, sanat eseri, sanat, sanatçı imajının oluşması için düşünceler
üretir. Bu imajın yaratılmasına yardımcı olur.
Sanat eleştirisi 19. yüzyılda romantikler ve klasikler arasındaki tartışmalardan doğar. Bu
tartışmalar sayesindedir ki bu eleştiriler günlük yaşam içine girme olanağı bulur. 20.
yüzyılda ise kamuoyunda eleştiriye daha fazla ilgi doğar. Sanat piyasasındaki
hareketlilik, yeni açılan galeriler, tanıtılmaya ihtiyaç duyan sanat merkezlerinin
çoğalmasıdır neden. Sonra eserlerin ilk kez halka açık müzelerde izlenebilme olanağı
önemli etkendir elbet. Gazetelerde, dergilerde yayınlanan yazılar yapıtın sevilip
beğenilmesine, ona karşı ilginin çekilmesine, onun insanların hayatına yapıcı bir değer
olarak yerleştirilmesine yardımcı olur.
Zamanla her galeri, her hareket kendi etrafına topladığı sanatçılarla yeni bir sanat anlayışı
yaratma, sunma çabası içinde olmuştur. Değişik toplumsal grupların çıkarları kendi
eleştirmenleriyle satıcıları, kendi satıcılarıyla sanatçıları ve onları destekleyen
eleştirmenleri bir araya getirir.
Doğrusu eleştirmenin rolü yakınında durduğu sanatçıya bir yer bulmaktır. Bunu yaparken
hem sanatçıyı hem kendisini tanıtır. Sadece tanıtmak değildir amacı, kendi tercihleriyle
satıcıyı, piyasayı bağlarından çözmek, etkilemek, onlara yol çizmektir.
Eleştiri farklılıkları kurumlaştırmak, halkı buna inandırmak için de vardır. Geleceğin
sanatını biçimlendirerek, bir parça, yeni bir toplumu, bu toplumun içinde yaşayacağı
zihin dünyasını hazırladığının bilincindedir.
Üsküdarlı Ressam Hoca Ali Rıza Ne Diye Gizli Örgüt Üyesi Oldu
Ressam Hoca Ali Rıza dindar bir sanatçı olarak bilinir. Çünkü onun hakkında
söylenenler, bütün ömrünce, “ezansız semtlerde duramayıp, bilhassa ezanı araması”,
dindarane hayatın iliklerine kadar hissedildiği semtlerde kendini bulması, dahası

sanatının merkezine bu semtleri alması, böylesi semtlerin yaşamını, ruhunu titizlikle,
belgesel bir yaklaşımla verme çabası, onu dindar bir sanatçı olarak isimlendirmeye
yetiyordu.
Ama onun dindarlığıyla hiç uyuşmayan gizli bir örgüt üyesi olduğu, bu örgüte girişte
önemli bir ilk adım olan tefekkür odasına ilişkin bir resminin saptanması ve sanatçının
ölümünden onlarca yıl sonra bahsi geçen örgütün düzenlediği bir sergide adının olması
ve kendisinden compagnonumuz olarak bahsedilmesi ile ortaya da çıkmış durumda.
Bizim tarihimizde çok dindar bilinen, hayatını dinin yücelmesine adayan, bu uğurda
kitaplar yazan fakat bu örgütün her nasılsa mensubu olmuş isimler var. Doğrusu
şaşmamak elde değil. Acaba bir dönemler bu örgüt sadece bir sosyal kulüp, geniş
çevrelere yaklaşmanın, hitap edebilmenin yolu olarak mı görülüyordu. Ne kazanmayı
umuyorlardı ki ölümden sonra dahi isimlerinin sahibi yapıyorlardı bu örgütü. Yoksa bu
kişiler yalandan mı dindardı.
Doğrusu Hoca Ali Rıza’nın resimlerinde yalandan bir şeyler olmadığını, koskoca bir
samimiyet olduğunu görüyor insan. Hoca Ali Rıza bu örgütün üyesi olabilir. Bu durum
onun sanatsal kudretine bir halel getirmez. Fakat daha önce resimlerinde aradığımız ve
bulduğumuzu sandığımız şeyleri bulmakta belki daha fazla zorlanabiliriz..

Did you like this? Share it!

0 Yorum “Eleştiri Üzerine

Yorum Yap

EnglishTurkish